Doç. Dr. Mehmet Emin Babacan Türkiye’de Medya ve İletişim Çalışmaları (1980-1992) Çalıştayı’nda Tebliğ Sundu


BİSAV-MAM bünyesinde yürütülen Türkiye’de Medya ve İletişim Çalışmaları Çalıştayı’nın ikincisi “Bir Akademik Alanın Kurumsallaşma Arayışı (1980-1992)- Türki’de Medya ve İletişim Çalışmaları” alt başlığı ile 4-5 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirildi. Çalıştayda Türkiye’de medya ve iletişim çalışmalarının düşünce kaynaklarının, teorik ve metodolojik problemlerin, bu süreçte etkili olan bilim insanlarının  ve üretilen bilgi birikiminin ele alınması amaçlandı.

Doç. Dr. Mehmet Emin Babacan da çalıştaya “Vatanın Müstakbel Zimamdarlarının Terbiyesi” ve Türkiye’de 1980 sonrası İletişim Eğitimi Müfredatı” başlıklı tebliğiyle katıldı. Tebliğinde, Cumhuriyet döneminde yükseköğretim alanındaki en önemli ve yapısal dönüşümün 12 Eylül 1980 sonrası yaşandığına dikkat çeken Babacan, YÖK’ün kurulmasının ardından Marmara, İstanbul, Ankara, Gazi ve Eskişehir Üniversiteleri ve bu üniversitelerin özellikle Basın-Yayın Yüksekokullarına önemli bir misyon yüklendiğini belirtti. 12 Eylül sonrasında YÖK’ün temel değerlerinin taşıyıcı rolünü üstlenen alanların başında “iletişim eğitimi” geldiğini ifade eden Babacan, bu yüksekokulların müfredatlarında yer alan derslerin temel karakteristiğinin, Cumhuriyet’in temel ilkeleri olarak kurumsallaşan Batı merkezli bir model olduğunu söyleyerek sunumunu tamamladı.

 

Tebliğ Özeti

Cumhuriyetle birlikte Türkiye’nin Osmanlı bakiyesine ilişkin kavramsal ve kurumsal birikiminden uzaklaşması ve değişim isteği birçok unsur üzerinden okunabilir. Fakat hedeflenen değişim ve dönüşüm açısından eğitimin, özellikle de yükseköğretimin ayrı bir yeri söz konusudur. Zira Cumhuriyetle birlikte başlayan diğer devrimlerin yanı sıra, eğitim alanında gerçekleştirilen devrimin (Tevhid-i Tedrisat 1924) de temel amacı var olan yerleşik anlayışın meşruiyet krizine uğratılarak; yeni olanın yani devrimlerin yerleşik hale getirilmesi amacını taşımaktadır. Söz konusu bu amaç devletin okullarında okuyacak olan çocukların ve gençlerin yaşanan değişimi içselleştirerek, Cumhuriyetin temel ilkelerini benimseyecek ve onları geleceğe taşıyacak olması anlamı taşımaktadır.

Cumhuriyet döneminde yükseköğretim alanında düşünsel ve kurumsal anlamda farklı dönemlerde kimi değişimler yaşansa da, en önemli ve yapısal dönüşüm 12 Eylül 1980 sonrası yaşanır. (YÖK-1981) Yükseköğretim Kurulu’nun kurulması ile birlikte yükseköğretim kurumları olan üniversitelerin tek çatı altında toplanmaları gerçekleşmiş olur. Ayrıca Cumhuriyetin temel ilkelerinin yükseköğretim kurumları tarafından benimsenerek yerleşik hale gelmesindeki hayati rolünün kurumsallaşması için de önemli bir adım atılmış olur. Bu durumu YÖK’ün kurucusu ve ilk baş- kanı olan Prof. Dr. İhsan Doğramacı (1985, s. 667) şöyle ifade etmektedir; “Yükseköğretim Reformu Atatürk’ün 1933’teki Üniversite reformundan esinlenerek gerçekleştirilmiştir”.

YÖK kurucu başkanı Doğramacı’nın YÖK’ün temel felsefesi ve işlevine ilişkin perspektifini hayata geçirecek olan dönemin önemli üniversitelerinden; Marmara, İstanbul, Ankara, Gazi ve Anadolu Üniversiteleri ve bu üniversitelerin özellikle Basın-Yayın Yüksek Okullarına önemli bir misyon yüklenmiştir. Üniversitelerin diğer bölümleri ve disiplinlerinin de hiç kuşkusuz Cumhuriyet’in ve YÖK’ün temel değerlerini benimsediği ve bu misyonu yüklendiği belirtilebilir. Ancak özellikle 12 Eylül sonrası YÖK’ün temel değerlerinin taşıyıcı rolünü üstlenen alanların başında “iletişim eğitimi” gelmektedir.

İletişim eğitiminde 1980 sonrası Yüksekokul müfredatlarında yer alan derslerin temel karakteristiği, Cumhuriyetin temel ilkeleri olarak kurumsallaşan Kemalizm ile Cumhuriyet’e kaynak teşkil ettiği düşünülen Batı merkezli bir model olduğu şeklindedir. Örneğin yukarıda isimleri belirtilen bazı üniversitelerin Basın Yayın Yüksekokul müfredatlarında 4 yıl boyunca ve her dönem yer alan Atatürk İlke ve İnkılapları dersinin yanı sıra, YL ve doktora tezlerine konu olacak bir iletişim tasarımı/modeli fikri mevcuttur. Bu durum 1986 yılında Nabi Avcı’nın “İletişim Düşüncesinin Gelişimi- Eğitim Öğretim Boyutlarıyla Bir Model Denemesi” başlıklı doktora tezinin önsözünde tez danışmanı olan Prof. Dr. İnal Cem Aşkun iletişim eğitiminin temel felsefesine ilişkin ‘bir iletişimci meslek kişiliğinin” yetiştirilmesi şeklin- de yansıdığı görülmektedir. Ayrıca, yaşadığımız toplumda böyle bir kişiliğin yetiştirilmesinde her zaman uyum içinde olması gereken temel kişilik yapısının, kuşkusuz Atatürkçü Toplumsal Kişilik’ olduğunu belirtmektedir.

Çalıştayda Sunulan Diğer Tebliğler 

  • Türkiye’de Popüler Müzik Araştırmalarının İletişim ve Medya Çalışmaları İçindeki Yeri; Prof. Dr. Peyami Çelikcan
  • Türkiye’de Medya ve İletişim Çalışmaları Tarihi Üzerine Bir Dönem Okuması: Bir Akademik Alanın Kurumsallaşma Arayışı (1980-1992); Doç. Dr. Hediyetullah Aydeniz
  • 1980-1992 Yılları Arası Reklam ve Halkla İlişkiler Lisansüstü Tez Çalışmalarının Teorik ve Metodolojik Açıdan İncelenmesi; Doç. Dr. Betül Önay Doğan, Selma Serdaroğlu
  • Türkiye’de Sinema Çalışmalarının Yönelimleri Üzerine Notlar (1982-1992); Dr. Yusuf Ziya Gökçek
  • Medya ve İletişim Çalışmaları Bağlamında Kültür Tartışmaları (1980-1992);  Arş. Gör. Tahsin Eren Sayar, Arş. Gör. Banu Sayar
  • Türkiye’de Sinema Tarihi Yazımı ve Sorunları; Prof. Dr. Rıdvan Şentürk
  • Türkiye’de Medya ve İletişim Çalışmaları: Otobiyografik Bir Anlatı; Konuşmacı; Prof. Dr.  Nabi Avcı

Haber: Ali KIVRAK, Osman DOĞAN