Prof. Dr. Fahrettin Altun Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde Konuştu

Genç MÜSİAD ve İZÜ İnovasyon Kulübünün düzenlediği “Afrin Zaferi ve Zeytin Dalı Harekatı’nın Küresel Etkisi” başlıklı konferans Sabahattin Zaim Üniversitesi Halkalı Yerleşkesinde gerçekleştirildi. Altun, Zeytin Dalı Harekatı ile Türkiye’nin yeni bir lige taşındığını belirterek, Türkiye’nin bölgede oyun kuran bir aktör haline geldiğini anlattı.

“Zeytin Dalı Harekatı sonrası elde edilen Afrin zaferi, Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak küresel meselelerde fikri sorulması gereken bir aktör olarak sahnedeki yerinin tescilidir. Türkiye artık bölgede oyun kuran bir ülkedir.” diyen Altun, zor, karışık, çetrefilli ve sıcak çatışmaların beklendiği bir dünyaya doğru gidildiğini ifade etti.

Fahrettin Altun, şunları kaydetti:

“En soğukkanlı, en rasyonel haliyle söylemek gerekirse Türkiye, hiç kimsenin tartışmaya açamayacağı bölgesel bir güçtür. Türkiye’nin bölgesel bir güç olduğunun en somut çıktısı Afrin zaferidir. Bu anlamda Türkiye’nin bölgesel bir güç olma özelliği 2002’den sonra attığı olumlu adımlarla birlikte temelde mümkün olmuştur. Türkiye, 2002 ve 2008 yıllarından itibaren ekonomi, siyaset ve dış politikada geliştirdiği kapasite ve bugün de Afrin zaferi ile bölgesel ve küresel bir güç olma iddiasını tüm dünyaya göstermiştir. Türkiye için 2002 ve 2008 yılları kendine bir güzergah belirlediği, 2023 hedeflerinin formüle edildiği bir tarihtir. Bu hedeflerinin formülasyonu ise geçmişte olduğu gibi Türkiye, Batı’ya ya da herhangi bir küresel aktöre bağımlı olarak geleceğini tayin etmeyecek, kendi geleceğini kendi hesaplarına uygun politikalarla belirleyecek.”

Türkiye’ye karşı 2008 yılından itibaren başlayan yıpratma politikalarının 2013 yılında en somut şekliyle yaşandığını anlatan Altun, “15 Temmuz’da en son halini gördüğümüz bu yıpratma savaşıyla bölgesel bir güç olan Türkiye’nin küresel güç olması engellenmeye çalışılmıştır. Türkiye küresel bir güç olma yolunda ilerlerken dışarıdan müdahale eden kanalların yolu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi gücü ve vizyonuyla kapatıldı.” diye konuştu.

Daily Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serdar Karagöz ise Türkiye- ABD ilişkilerinin tarihsel seyriyle ilgili “Ne zaman ABD ile bir kriz yaşasak Rusya ile bir yakınlaşma stratejisi izleniyor. ABD ile ilişkilerimiz, krizlerimiz en çok Rusya tarafından takip ediliyor.” dedi.

Türkiye ile ABD arasında en güncel sorunun Türkiye’nin ABD’ye “PYD ile ortaklık kurma” uyarısına rağmen ABD’nin bu terör örgütü ile işbirliği yapması olduğunu dile getiren Karagöz, Türkiye ile ABD arasında yaşanan krizin kalıcı olduğunu, ABD’nin “yeni Türkiye’yi” kabul etmediği sürece bu krizin devam edeceğini söyledi.
ABD’nin Türkiye ile eşit bir ilişkiyi kabul etmediğini ifade eden Karagöz, sözlerini şöyle tamamladı: “Biz eğer 15 Temmuz’da tankları durdurmasaydık ve bu darbe yaşansaydı, ABD ile ilişkimiz pürüzsüz, on numara bir müttefiklik düzeyinde devam ederdi. 15 Temmuz, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra ikinci kez gerçek bir dirilişidir. 15 Temmuz’da teslim olsaydık sınırımızda YPG bir devlet kurmuş olacaktı. O gün teslim olsaydık ne Fırat Kalkanı olurdu ne de Afrin Harekatı olurdu. Hatta ABD, bize İran’ı vurdurturdu. Yeni Türkiye’ye dirençleri, karşı çıkmaları bu yüzden. ABD Prens Salman ile kurduğu gibi bir ilişki kurmak istiyor. Türkiye ile ABD ilişkilerindeki kırılma noktası Türkiye’nin var olma iddiasıdır. Türkiye ile ABD arasındaki krizi devam edeceğini düşünüyorum.”